Türkçeci Günlüğü

11 Şubat 2009

Basım Makinesini Kim İcat Etti?

Kategori: Basım — turkceci @ 1:08 pm

Matbaayı Kim İcat Etti?

Tarih kaynakları, M. Ö. 5. yüzyılda Yunanistan’da,daha sonra Roma ve Doğu uygarlıklarında kitapçılığın bilindiğini belirtmektedirler. Bu kitaplar,bir kişi metni okurken çok sayıda kölenin elle yazarak ayrı ayrı nüshalar hazırlaması şeklinde çoğaltılıyordu. Yazma kitapların en eski tarihlisi ve eski Mısır mezarlarında bulunan, cenaze törenlerine ilişkin yazıların yazıldığı papirüs M. Ö. 4. yüzyıla kadar kullanılmış, daha sonraları bunun yerini parşömen almıştır. Manastırlarda yaygın ölçüde kullanılan parşömen çok pahalıydı. Parşömen üzerine yazılmış kitaplar daha da pahalıya satılıyor, bunlardan ancak rahipler ve varlıklı kişiler yararlanıyorlardı.

10. yüzyılda, Çinliler tahtaya oyulmuş resim ve yazıları ipeğe basarak çoğaltma tekniğini uyguladılar. Sonraları kalıp olarak pişirilmiş kil tabakaları kullanıldı.Dünya tarihinde ilk gazete, 12. yüzyılda Pekin’de ipek üzerine basılan bir gazeteydi. Buna karşılık, Avrupalılar daha geri kalmış durumdaydılar. Elle yazarak çoğaltma tekniği 15. yüzyıla kadar devam etti. Okuma yazma bilenlerin artması, yeni buluşlar, feodal baskıların yer yer gevşeyip çözülmesi ve insanların dünyaya bakışlarında,dünya görüşlerinde daha geniş ufuklar açılması, kitap okuyanların, okumak isteyenlerin de çoğalmasına sebep oldu.

Almanya’nın Mainz şehrinde dökümcülük yapan Gutenberg, 1438 yılında iki Almanla bir basın işleri ortaklığı kurduğunda yukarda belirtilen gerçeğin farkındaydı. En büyük emeli basım işini daha kolay ve daha ucuz yapacak bir tasarıyı gerçekleştirmekti. Aklını bu doğrultuda çalıştırırken, Çinlilerin çok eskiden beri tek tek harflerle yazı dizdiklerini bilmiyordu. Çalışmalarını gitgide yoğunlaştırarak, ortaklık ettiği iki Almanla bir baskı makinesi yapmayı başardı. Önce yazı dizimi için demirden harfler dökmüştü. Demir harfler parşömeni ezip deldiler. Bunun üzerine kurşun dökümlü harfler hazırladı. Aslında tahtadan bir pres olan baskı makinesinde ilk baskıyı yaptı. 1444 yılında bir basımevi kurdu. 1446da Latince dilbilgisi konulu ilk kitabı bastı, yayınladı. İlk baskı makinesi saatte ancak 60 tabaka kağıda baskı yapabiliyordu. Latince dilbilgisi kitabının ardından, bir takvim, bir de şiir kitabı bastı. Ancak Gutenberg’in cadı başlangıçta hakkı olan ilgiyle karşılanmadı. Altı yıl süren bir çalışma sonucu 1282 sayfalık İncil’in satışı,borçlarını karşılamağa bile yetmemişti.Bu borçlar dolayısıyla,baskı makinesi ve harf kalıplarına haciz kondu. Gutenberg yılmamıştı. Birkaç yıllık bir çalışmadan sonra daha küçük bir makine yaptı ama, gene başarı sağlayamadı. İcadı tam anlamıyla değerlendirilmediği için bütün ömrünü sıkıntıyla geçirdi.

Gutenberg’in hayatının son yıllarında, Hollanda, Almanya ve Fransa’da yeni baskı makineleri yapıldı. Tez zamanda matbaacılık Avrupa’ya yayıldı. Tahta baskı makinesi 18. yüzyıla kadar kullanıldı ve bu yüzyıl içinde, bir Fransız demirden baskı makinesi yapımını gerçekleştirdi. Makinenin baskı hızı da artmıştı. Artık saatte 200 tabaka kağıt basıyordu.

Kazanç sağlayamasa bile Gutenberg’in büyük amacı gerçekleşmiş, insanlık için çok değerli buluşu yaygın ölçüde kullanılmaya başlamıştı.

http://www.nedirvekimdir.com/tarih/matbaayi-kim-icat-etti.html

9 Şubat 2009

“MALLTEPE” KİMİN BULUŞU?

Dil Bilinci Yoksulluğunun, Aymazlığın Böylesine Ne Denir?

“MALLTEPE” KİMİN BULUŞU?

Bıkıp yorulmadan yazıyoruz; sesleniyoruz; uyarıyoruz!

Anamalcı anlayış için dilin, dil bilincinin hiç mi hiç önemi yok!

Birbiri ardına dikilen süslü, görkemli yapılar çoğalıyor; süslü, görkemli yapı çokluğu bu yapıları diken anamalcı anlayışın varsıllığının değil, bilinç yoksulluğunun simgesidir!

Yalnız Ankara’da değil ülkenin dört bir köşesinde adı yabancı işyerlerinin açılışını yapan, bu adları onaylayan, bu adlandırma biçimini doğru bulan herkesi, her kurumu kınıyoruz!

Önce “Ankamall” çıktı karşımıza; başkentin adı Ankara’yı bozarak bir yabancı sözcükle bileştiren anlayışa tepki gösterdik, bu alışveriş merkezinin açılışını yapan “devlet büyükleri”nin tepkisizliğini anlamakta zorlandık.

Şimdi de MALLTEPE PARK ALIŞVERİŞ MERKEZİ…

Maltepe’yi MALLTEPE yazanları kınıyoruz!

Maltepe Camisinin hemen ardına, Ankara’nın en işlek yerleşim alanı olan Maltepe’nin adını, MALLTEPE yazmak ne büyük bir buluş; bu buluşun sahibi kim? Bu ne cesaret?

MALLTEPE’yi nasıl okuyacağız? “Moltepe” diye mi?

Maltepe’nin MALLTEPE olarak yazılması, salt dil bilinci yoksulluğu da değil, ortak dilimiz Türkçeye bilerek ya da bilmeden yapılan saldırıdır!

Dikkat edilirse Türkçeye saldırının boyutları işyeri ve ürün adlarıyla sinsice yoğunlaştırılmaktadır! Ankara’nın değişik yerlerine “Mall”ları kakalama çabası, hangi sağlıklı aklın ürünüdür; açıklama bekliyoruz? Dahası bu saçma adlandırmayı yapanların başkentlilerden özür dilemesini istiyoruz!

Yurttaşlık bilincimiz, dilimize yönelik bu tür saldırıları yoğunlaştıranlara karşı başka bir dil kullanmamızı engelliyor; çünkü biz ortak dilin, yurttaşları birbirine yaklaştıracak olan en önemli araç olduğuna inanıyoruz. Bu duygularla öfkemizi akılcı tepkiye dönüştürerek seslenme deme gereksinimi duyuyoruz!

Yeter artık; dil bilincimizi köreltme çabalarınızda çizgiyi çoktan aştınız! Yeter artık!

DİL DERNEĞİ YÖNETİM KURULU

WordPress.com'dan blog alın.